|
Welcome,
Guest
|
|
Toprak ve Bitki Besin Maddeleri
1.Toprak 2. Bitki Besin Maddeleri A) Karbon, Oksijen, Hidrojen C) Kalsiyum, Magnezyum, Kükürt D) İz Elementler - Demir - Çinko - Mangan E) Diğer İz Elementler Bitkiler beslenmeleri için gerekli olan besin maddelerinin çoğunu topraktan alırlar. Bizi daha çok bu besin maddeleri ilgilendirmektedir. Çünkü bunlardan bir veya birkaçı toprakta az miktarda bulunursa ürün miktarı da az olan bu elementlere bağlı olarak az veya sınırlı olacaktır. Bitkilerin yaşaması, gelişmesi ve beslenerek ürün verebilmesi için gerekli olan varlık topraktır. Bu nedenle tarımla ilgilenenlerin her şeyden önce toprağı öğrenip tanımaları gerekmektedir. 1. Toprak Toprak, çok uzun yılların ürünü olan ve kayaların çeşitli etkenlerin yüzyıllar boyunca devam eden birlikte tesirleri ile meydana gelen bir varlıktır. Yapılan incelemelerden, 20 cm kalınlığında bir toprağın 10-15 bin yıl gibi uzun bir zamanda meydana geldiği anlaşılmaktadır. O halde bugün üzerinde tarım yapılan derin topraklara milyonlarca yılın ürünü olarak bakılabilir Toprak, gevşek yapısı dolayısı ile bitkinin dikey vaziyette tutunması ve topraktan besin maddelerinin alınması için gerekli olan köklerin gelişmesini sağlar. Bitkilerin gelişimi için onlara sadece besin maddesi vermekle kalmaz aynı zamanda bitkiler için gerekli su ve havayı da tutarak bulunan uzun süre yararlı durumda bulundurur. 2. Bitki Besin Maddeleri Bitkiler büyüyüp gelişmek ve ürün vermek için insanlar ve hayvanlar gibi beslenmek durumundadırlar. Bitkilerin kendi kök, dal, yaprak, meyve ve ürünlerini yapmak için kullandıkları bu maddelere "Bitki besin maddeleri" denilmektedir. Dünyada ki canlı, cansız bütün varlıklar, sayıları 100 kadar olan element lerden yapılmışlardır. Bunların değişik miktar ve şekilde birbirleri ile birleşmeleri sonucunda dünyamızdaki çok çeşitli maddeler meydana gelmişlerdir. Birbirinden bu derece farklı olan maddelerin büyük çoğunluğunda bulunan ve fakat maddenin çok küçük bir kısmını teşkil eden elementlerin sayısı 20'den azdır ve bitki besin maddeleri bunlar arasındadır. Bitkiler değişik organlarında fazla sayıda element içerirler. Yapılan analizler bitkilerde 74 elementin bulunduğunu göstermiştir. Çözünebilir şekilde altın, gümüş içeren atomlarda yetiştirilen bitkilerin çok azda olsa bu elementleri alabildikleri saptanmıştır. Kimyasal elementlerin topluca gösterildiği periyodik çizelgedeki element sayısıyla karşılaştırıldığında bitkilerin değişik organlarındaki element sayısının önemli düzeyde olduğu anlaşılır. Ne varki bitkilerin değişik organlarında tespit edilen 74 kadar elementin bugünkü bilgilerimize göre bir bölümü bitki gelişmesi için mutlak gereklidir. Bunlar C, H, O, N, P, K, Ca, Mg, S, Fe, Ma, Zn, Cu, Mo, Cl, Na, Co, V, Si. İlk on element bitkiler için mutlak gerekli elementlerdir. Bu ilk 10 elemente(mutlak verilmesi gerekli) Makro Elementler adı verilmektedir. Elementlerin çoğu tabiatta yalnız olarak bulunmayıp genellikle bir veya daha fazla diğer elementle kimyasal bir şekilde birleşmiş halde bulunurlar. Bitki besin maddeleri çoğunlukla kendi aralarında veya diğer elementlerle birleşmişlerdir. Bitkiler besinlerini bu bileşiklerden almaktadırlar. Bitkilerin beslenmesi için gerekli olan ve fazlaca kullanılan bazı bitki besin maddeleri karbon, oksijen, hidrojen, azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt ve demirdir. Mangan, bor, bakır, çinko, molibden, kobalt, selenyum ve klor ise az miktarda kullanılır. A. Karbon, Oksijen, Hidrojen Hava, içerisinde %21 oksijen, %79 azot ve %0.03 karbondioksit bulunan bir gazdır. Bitkiler, ihtiyaçları olan karbon ve oksijeni hava içerisinde bulunan karbondioksit gazından alırlar. Bu gaz solunum yoluyla canlıların ciğerlerinden çıktığı gibi; kömür, odun ve diğer organik materyalin yanması veya çürümesi yoluyla da oluşur. Havanın %0.03 gibi çok az bir kısmını teşkil ederse de bu miktar hemen her zaman bitki büyümesine yetecek seviyededir. Hidrojen, bitki tarafından topraktan alınan su yoluyla sağlanır. Karbon, oksijen ve hidrojen bitkinin kuru ağırlığının onda dokuzundan fazlasını teşkil eder. B. Azot, Fosfor, Potasyum Yukarıda sözü edilen diğer bitki besin maddeleri içerisinde azot, fosfor ve potasyum gübreleme ile ilgilenenler için ayrı bir önem taşır. Bunlar bitkilerin en fazla ihtiyaç duydukları besin maddeleri olup tarım topraklarında da genellikle yeteri kadar bulunmamaktadırlar. Ülkemiz topraklarının büyük bir kısmında azot ve fosfor çok az miktarlarda bulunurken potasyum yeteri kadar vardır. Bu besin maddelerinin topraktaki eksiklikleri genellikle tarlaları gübrelemekle giderilir. Çiftçilerimizin iyi bir ürün elde edebilmeleri için ekecekleri bitkiye vermeleri gereken bu besin maddelerinin tabiatta bulunuş şekilleri ve bitkilere olan etkileri şöylece özetlenebilir. B.1. Azot Azot, toprağın orijini olan kayada hiç yoktur veya çok az miktarda vardır. Topraktaki azotun hemen hemen hepsi havada bulunan gaz halindeki azottan gelmektedir. Havanın büyük bir kısmı ( yaklaşık olarak 4/5'i ) azot ve geri kalan kısmı ise oksijendir. Çok az miktarda da karbondioksit ve diğer gazlar vardır. Hava azotunun çoğu yonca, korunga, üçgül, hayvan bezelyesi, fasulye, nohut, bakla, soya fasulyesi, fiğ vb. gibi baklagil bitkileri yoluyla toprağa ilave edilmiş olur. Havanın serbest azotu bu bitkilerin köklerinde yaşayan çok küçük canlılar yoluyla köklerin üzerindeki nodül denilen yumrucuklar içerisinde toplanır. Baklagil olmayan buğday, mısır, şeker pancarı, pamuk vb. gibi diğer bütün bitkiler tarafından toprağa ilave edilen azotu kullanırlar. Bu azotun toprakta yeteri kadar bulunmadığı hallerde azot ihtiyacı azotlu gübrelerden temin edilir. Topraktaki azotun kaynağı, organik maddedir; yani toprakta kalan bitkiler ve hayvansal artıklarıdır. Bu nedenle organik maddesi az olan toprak genellikle azot bakımından fakir topraktır. Toprak organik maddesinin çürüyüp parçalanması sonucunda meydana gelen azot, bitkiler tarafından kullanılır. Topraktaki total azot miktarı genellikle %0.05 ile %0.2 arasında değişmektedir. Bitkiler azotu genellikle amonyum ( NH+4 ) ve nitrat ( NO-3) halinde olmak üzere iki şekilde, suda erimiş iyonlar olarak alırlar. Bitkilerin kullanabileceği formlardaki bu azot topraktaki total azotun %2'si kadardır. Amonyum halinde olanlar nitrat azotuna kıyasla toprakta daha iyi tutunurlar ve yağışlarla toprak derinliklerin yıkanmaları daha az olur. Amonyak azotunun toprakta daha iyi tutunmasına karşılık, toprak yüzeyinde bırakıldığında özellikle kireç topraklarda ve sıcakta, gaz haline geçerek kaybolma tehlikesi vardır. Bu nedenle gerek amonyak ve gerekse nitrat halindeki azottan bitkilerin en iyi şekilde yararlanmasını temin edecek tedbirleri almak, iyi bir çiftlik için, gerekli olmaktadır. Bu tedbirlere ilerde gübreler ve özellikleri kısmında değinilecektir. Toprağa uygulanan bütün amonyumlu ve amidli gübreler, mikrobiyal aktivite sayesinde en sonunda nitrat azotuna dönüşürler. Nitrat bitkiye yarayışlı azot formudur, fakat yağışlarla veya sulama suyu ile kolaylıkla yıkanarak kaybolur. Yıkanma suretiyle nitrat kaybı, büyük ölçüde, iklim ve toprak şartlarına bağlıdır. Diğer taraftan nitrat azotu, kurak periyotlarda kapilarite ile toprak derinliğinden yukarı doğru hareket edilebilir. Amonyum formundaki azot ise bir katyon olduğundan ( NH+4 ) yani artı (+) yüklü bir iyon olduğundan eksi (-) yük taşıyan kil parçacıkları tarafından tutulur ve böylece de nitrat azotunda olduğu gibi kolaylıkla yıkanıp kaybolmaz. Çok yüksek yağış altında dahi amonyum azotunun yıkanarak kaybolmadığı tespit edilmiştir. Azotun bitki tarafından alınabilmesi için nitrat veya amonyum formunda bulunması lazımdır. Bazı bitkilerin bu iki azot formundan herhangi birini kullanmada tercihleri olursa da genellikle bitki besleme yönünde aralarında fark yoktur. Bazı bitkilerin genç dönemlerinde bu iki formdan birini ileriki dönemlerde ise diğer formda azotu tercih ettikleri tespit edilmiştir. Amid veya organik formdaki azotun bitki tarafından alınabilmesi için parçalanarak inorganik formdaki amonyum veya nitrata dönüşmesi gerekmektedir. Nitrat, topraktaki diğer katyonların alınmasının teşvik ederken, amonyum formu anyonları alınmasından yararlı olur. Amonyum nitrata dönüşümü nitrifikasyon bakterileri vasıtası ile, iklim ve toprak şartlarına bağlı olarak, meydana gelir. Topraktaki uygun rutubet, havalanma, ısı ve toprak reaksiyonu ( pH ) gibi faktörlerle, dönüşme olayı hızlanır, buna karşılık soğuk, yaş ve asitliğin çok fazla olduğu hallerde ise yavaşlar. Dünya topraklarının çoğunda azot eksikliği vardır. Azot eksikliği olan yelerdeki bitkiler genellikle normal büyüyemez. Bodur kalır, yapraklar küçük, sarı veya sarımtırak yeşil olur, alt veya yaşlı yapraklar kuruyarak ölür, dane iyi ve dolgun olmaz, danede ve yapraklarda protein miktarı düşer, çiçeklenme normal olmaz ve verim azalır. Azot noksanlığı hububatta kardeşlenmeyi azaltır, dolayısiyle de başak adedi azaldığı gibi varolan başaklar da küçük kalır ve daneler olgun değildirler. B.2. Fosfor Bitki için en önemli besin maddelerinden biridir. Topraktaki total miktarı genellikle %0.02 ile 0.14 arasında değişmekte olup azot ve potasyum gibi diğer bitki besin maddelerine göre azdır. Derinliği 20 cm olan bir dönüm sahada 50-350 kg. kadar total fosfor ( P ) bulunur. Bitkilerin yararlanabildiği fosfor miktarı ise çok daha az olup bu değerlerin yaklaşık olarak %1-2'si kadardır. Fosfor toprakta organik ve inorganik olmak üzere iki şekilde bulunur. Bitkiler toprak suyunda erimiş olarak bulunan inorganik ortofosfatlardan yararlanırlar. Topraktaki bitki ve hayvan artıklarının içeriğinde bulunan organik fosfor, toprağın fosfor deposu olarak düşünülebilir. Bu fosfordan bitkilerin yararlanması için toprakta organik maddenin parçalanması ve çürümesi gerekmektedir. Fosforun bitki bünyesindeki miktarı genellikle kuru ağırlığın %0.2'si ile %0.8'i arasında değişmektedir. Fosfor bakımından fakir topraklarda yetişen bitkilerde bazen bu miktar daha da az olmaktadır. Fosfor bitkinin tohum ve meyvelerinde, yaprak ve diğer kısımlarına göre daha fazla bulunur. Toprakların büyük çoğunluğunda fosfor hareketsiz bir besin maddesidir. Toprakta bulunan kalsiyum, kil, demir ve alüminyum hidroksitler ile reaksiyona girerek bitkilere yarayışsız veya daha az yarayışlı formlara dönüşür. Nitratların toprak solüsyonu ile birlikte hareketine karşılık fosfatlar hareketsizdirler veya pek az hareket ederler. Bu nedenle de bitki köklerinin büyüyerek toprakta fosfor bulabileceği yeni bölgelere yayılması gerekmektedir. Bu özellikleri nedeniyle ki fosforlu gübreler, tohum derinliğine veya bitki kök bölgesine gömülmeli ve topraktaki kireç, kil, demir ve alüminyum hidroksitlerle temas yüzeyini azaltarak fiksasyonu bir ölçüde önlemek üzere bant halinde verilmelidir. Dünya topraklarının çoğunluğunda fosfor eksikliği vardır. Toprakta fosfor yeteri kadar bulunmadığından bitkiler normal büyüyemez, bodur kalır, mahsul az ve kalitesiz olur, döllenme iyi olmaz, meyve döker ve hasat gecikir. Fosfor eksikliğinin çok daha bariz olduğu hallerde, özellikle alt yapraklarda mavimtırak yeşil veya kırmızıya çalan morumsu bir renk görülür. Fosfor noksanlığından zarar gören bitkilerde kök teşekkülü çok zayıf olur. B.3. Potasyum Potasyum bitki büyümesi ve çoğalması için önemli bir besin maddesidir. Dünyadaki birçok ülkede ve özellikle yurdumuz topraklarında genellikle yeteri kadar potasyum mevcuttur. Topraklarda % 0.3 ile % 3 arasında değişen miktarlarda total potasyum vardır. 20 cm derinliğindeki bir dönüm toprak yaklaşık olarak 250.000 kilo kadar olduğuna göre içindeki total potasyum 750-7500 kilo arasında bulunmaktadır. Zamanla topraktaki bu potasyum bitkiye yarayışlı hale gelmektedir. Yurdumuz topraklarında bir dönüm sahada genellikle 80 ile 200 kilo arasında bitkilere yarayışlı potasyum bulunmaktadır ki bu her sene ekilecek bitki ihtiyacını karşılayacak durumdadır. Bu nedenle yurdumuzda potasyumlu gübre, ancak toprak analizleri ile potasyum eksikliği tespit edilen tarlalarda kullanılmalıdır. Potasyum bitkinin özellikle genç yapraklar, kök uçları ve tomurcuklar gibi genç ve çabuk büyüyen kısımlarında, tohum ve diğer yaşlı kısımlara göre daha fazla bulunur. Potasyum bitki içerisinde devamlı olarak bitkinin bütün hayat süresince hareket eder, yaşlı organlardan ihtiyacın daha fazla olduğu genç kısımlara taşınır. Potasyum ürünün miktar ve kalitesine olumlu etki yapar. Hububat saplarının sertleşmesine yardımcı olarak fazla azot dolayısıyla yatmayı önler. Toprakta çok fazla miktarda fosfor bulunması halinde meydana gelecek olan erken olgunlaşmanın normal zamanda olmasını sağlar. Potasyum meyvenin dayanıklılığına yağ, nişasta ve şeker oranlarının artmasına etki yapar; renk, tat ve koku gibi özellikleri düzeltir. Potasyum eksikliğinin belirtileri çeşitli bitkilerde birbirinden oldukça farklı olur. örneğin; mısır bitkisinde yaprak tepesinden başlayan sararma yaprak kenarlarına doğru dağılır, kahverengimsi olan bu kısım kurur ve daha sonra bütün yaprak ölür. Yoncada, yaşlı yaprak kenarlarında beyaz noktalar görülür. Daha sonra bu kısımlar kurur ve kıvrılır. Genellikle potasyum eksikliği gösteren bitkinin yaşlı yapraklarının tepe ve kenarlarında kurumalar görülür. C. Kalsiyum, magnezyum, kükürt C.1. Kalsiyum Kalsiyum, bitkiler ve hayvanlar için en önemli besin maddelerinden biridir. Yapraklarda fazla miktarda kalsiyum vardır. Fosfor ve potasyumun tersine kalsiyum yaşlı yapraklarda gençlere oranla daha çoktur. Hücre zarı yapısında, hücre protoplazmasında ve hücre içerisindeki bazı proteinlerin içerisinde bulunmaktadır. Kalsiyum, hücre bölünmesinde ve tohum çimlenme oranının artmasında rol oynamaktadır. Ülkemiz topraklarında kalsiyum yeteri kadar vardır. Çünkü topraklarımızın çoğunluğu kireçli topraklardır. Yağışların fazla olduğu yerlerdeki kireçsiz ana kaydan oluşan topraklardaki kalsiyum ve magnezyum yağışlarla yıkanarak kaybolunca toprak asit karakter alır. Örneğin ülkemizin Doğu Karadeniz bölgesinde böyle asit karakterde topraklar vardır. Asit topraklara kireç ilave ettirilerek asitlik giderilir. Asit toprakları kireçlemek; onların yalnız bitki besin maddesi olarak kalsiyum ve magnezyum vermek değildir. Bundan daha önemli olarak toprak asitliğini gidererek diğer besin maddelerinin yarayışlılıklarını arttırmak, zararlı etkilerini azaltmak, toprağın fiziksel özelliğini düzeltmek ve mikrobiyolojik faaliyetin artmasını temin etmektir. C.2. Magnezyum Magnezyum bitki ve hayvanlar için gerekli besin maddesidir. Genellikle kalsiyumdan daha az miktarlarda bulunur. Yaprağa yeşil rengi veren klorofilin içerisinde magnezyum vardır. Ülkemiz topraklarında kalsiyum gibi magnezyum da bitkilerin ihtiyacına yetecek miktarlarda bulunmaktadır. C.3. Kükürt Bitki büyümesi için gerekli olan besin maddelerinden biri olan kükürt bitki içerisinde önemli miktarlarda bulunur. Gübre elementi olarak üzerinde fazla durulmayışının nedeni toprakların büyük çoğunluğunda kükürt eksikliğinin görülmeyişi yanında kullanılan gübrelerin çoğunda fazla miktarda kükürt bulunmasıdır. Ülkemiz topraklarındaki kükürt miktarı yeterli ölçüler içerisinde bulunmaktadır. Kükürt noksanlıkları, bitkide azot noksanlık arazında görüldüğü gibi yapraklarda üniform bir sararma ve vejetatif büyümenin gerilemesi şeklindeki belirtilerle anlaşılmaktadır. D. İz Elementler İz elementler, bitkiler için gerekli olan ve fakat diğer bitki besin maddelerine göre çok az miktarda kullanılan besin maddeleridir. Bunlar arasında demir, çinko, bakır, mangan, bor, molibden, kobalt, selenyum gibileri sayılabilir. Bu besin maddeleri toprakta yeteri kadar bulunmadıkları zaman bitkiler genellikle kloroz adı verilen bir sararma gösterirler. Daha ileri dönemlerde sarı yapraklar ölür ve dal uçları yapraksız kalır. Ülkemizde özellikle narenciye ve bazı meyvelerde ( elma, armut, ayva, erik vs.) eksikliği görülen en önemli iz elementler demir, çinko ve mangandır. İz elementlere ( micro element ) çok az miktarlarda ihtiyaç olmasına rağmen iz element noksanlığı oldukça yaygındır. Ülkemizde de genellikle Orta Anadolu'da demir, Güney Anadolu'da özellikle narenciye bölgelerinde çinko, Ege bölgesinde çinko, demir ve mangan noksanlıklarına rastlanmaktadır. Micro element noksanlıkları genellikle; Yeterli toprak derinliğinin olmayışı Micro element yarayışlığını etkileyen toprak faktörlerinin etkisi, örneğin; pH'nın düşük olması halinde bitkilere yarayışlı molibdenin ( Mo ) azalması, pH'nın yüksek olması halinde Mangan ( Mn ) ve demirin ( Fe ) azalması, fazla miktarda fosfor verildiğinde çinkonun ( Zn ) bağlanması gibi. Micro elementler arasındaki dengesizlik; örneğin, mücadele ilaçları ile fazla miktarda birikmesi geniş ölçüde demir noksanlığına sebep olabilir. Bitki dokuları içerisinde minör elementlerin hareket edememesi gibi nedenlere bağlanabilir. İz elementler noksanlıkları, bu elementleri kapsayan maddelerin toprağa uygulanması veya yapraklara püskürtülmesiyle kontrol edilebilmektedir. Araz toprak faktörlerinden oluşmuş ise püskürtme yolu tercih edilir. Yaprak püskürtmelerinde genellikle ihtiyaç duyulan micro elementin nötralize edilmiş sülfatları kullanılır. İz elementler çok dikkatli ve çok az miktarlarda uygulanmalıdır. Özellikle Bor uygulamalarında hassas davranılmalıdır. Bor eksikliği ile bor fazlalığı arasında çok az bir fark vardır. Çok az miktardaki bor fazlalığı bile toksik etki yapabilir. Molibden . baklagil bitkilerin simbiyotik azot fiksasyonu ve nitrat redüksiyonu için gereklidir. Molibdenide sadece ihtiyaç olan topraklara ve ancak gerektiği miktarda verilmesine dikkat edilmelidir. Toprakta fazla miktarda molibden olması halinde bitkiler bünyelerine fazla miktarda molibden alarak biriktirir ve bu bitkiler hayvanlar için toksik olabilecek molibden ihtiva edebilirler. Çiftlik gübresi kullanımımı, topraktaki minör element miktarına ve bunların bitkilere yarayışlılıklarına çok elverişli bir ortam oluşturmaktadır. D.1. Demir Bitki ve hayvanlar için çok önemli bir besin maddesidir. Bitkilerde yapraklarda yeşil rengi meydana getiren klorofil'in teşekküllünde rol oynar. Bütün topraklarda fazla miktarda demir vardır. 0 cm derinlikteki bir dönüm saha toprağında 5 ton kadar total demir vardır. Topraklarda bu kadar demir olmasına rağmen bunun büyük bir kısmı bitkinin yararlanamayacağı formlarda olduğundan bazı hallerde bitkiler demir noksanlığı belirtileri gösterirler. Genellikle genç yapraklarda sararma şeklinde görüldüğü için bu belirtilere "Kloroz" denilmektedir. Özellikle fazla kireçli topraklarda daha çok görülür. Çünkü kireç , bitkiye yarayışlı durumda bulunan az miktardaki demiri de toprakla bağlar ve yarasız duruma sokar. Demir noksanlığı ile meydana gelen klorozun giderilmesi mümkündür. Karaboya veya demirsülfat denilen kimyasal maddeler bu iş için kullanılır. Bu maddeleri kireçli toprağa vermek büyük yarar sağlamaz. Kireç bunları da bağlar ve bitki toprakta bağlanmış olan bu demiri alamaz. Ağaç dalları altında açılacak 20-25 cm derinlik ve aynı genişlikte daire şeklindeki hendeğe yanmış çiftlik gübresi ve hemen gübrenin üzerine de Karaboya (1-2 kg) veya demirsülfat dökülür ve toprakla kapatılırsa bitki bu demirden zamanla faydalanabilir. Kloroz gidermenin diğer bir yolu demirli bileşikleri suda eritip yapraklara püskürtmektir. Bu işlem ile elde edilen yarar kısa süreli olduğu için aynı işlem 20- 25 gün aralıklarla birkaç defa tekrarlanmalıdır. Son zamanlarda piyasada satılmakta olan demir kleyt adındaki maddeler hem toprağa verildiğinde hem de yapraklara püskürtüldüğünde yararlı olmaktadır D.2. Çinko Çinko da diğer iz elementler gibi bitki ve hayvanlar için gereklidir. Topraktaki total çinko miktarlar bitkiye yarayışlı çinko miktarlarını belirtecek nitelikte değildir. Çinko noksanlığı bir çok ülkede olduğu gibi yurdumuzun özellikle Güney Anadolu Bölgesi topraklarında narenciye alanlarında görülmektedir. Çinko eksikliği yaprakların genellikle mozayıklaşma şeklindeki sararması şeklinde görülür, bitki normal büyüyemez. Demir eksikliğinin giderilmesinde olduğu gibi çinko eksikliği tespit edilen bitkilere; içinde çinko bulunan kimyasal bileşikler toprağa verilmek veya yapraklara püskürtülmek suretiyle uygulandığında edildiğinde bitki normal gelişmesine devam eder. D.3. Mangan Mangan bitki ve hayvan beslenmesi için gereklidir. Tabiatta demir gibi çok yaygın olarak bulunur. Topraktaki total mangan miktarı % 0.001 ile % 1.2 arasında değişir. Mangan eksikliğinde bitki normal büyüyemez, tohum yapamaz ve yapraklarında sararma görülür. Mangan eksikliği görülen bitkilerde belirtiler, mangan tuzları verilmek suretiyle giderilebilir. E. Diğer iz elementler Bakır, molibden, kobalt, bor, selenyum vb gibi diğer iz elementler de bitkiler tarafından az miktarlarda kullanılmaktadırlar. Bugün için yurdumuz topraklarında bu iz elementlerin noksanlıklarına rastlanmamıştır. Bu besin maddeleri topraklarımızda normal bitki gelişmesine yetecek kadar bulunmaktadırlar. |
|
|
Please Log in or Create an account to join the conversation. |
