Welcome, Guest
Username: Password: Remember me
  • Page:
  • 1

TOPIC:

Şapka ve Kıyafet İnkılâbı 10 years 1 month ago #763

  • dorje
  • dorje's Avatar Topic Author
  • Offline
  • Elite Member
  • Elite Member
  • Posts: 500
  • Karma: -1
  • Thank you received: 0
Şapka ve Kıyafet Devrimi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, halkın kılık ve kıyafetinin düzenlenerek batı ülkelerindeki normlara uygun hâle getirilmesi için 1925 ve 1934 yıllarında çıkarılan iki kanunla yapılan düzenlemedir. Atatürk Devrimleri'nin bir parçası olan bu kanunla ile, başlık olarak sadece şapka takılması düzenlenmiş, belirli tipte kıyafetlerin giyilmesi ise yasaklanmıştır.


Şapka Kanunu

28 Kasım 1925 tarihli ve 671 No'lu Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun. Mustafa Kemal Atatürk ülke halkını her alanda çağdaş ve uygar düzeye çıkarabilmek için değişiklikler tasarlarken, halkın düşüncesinden ziyade kendisi dış görünüşlede bunu vurgulaması gerektiğine inanıyordu. 25 Ağustos 1925'te Kastamonu-İnebolu'ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, "Buna şapka derler" diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi hakkındaki kanun çıkarılıp, dini ifade eden giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı.

1925 - Şapka giyilmesi konusundaki kanun, TBMM'de kabul edildi. Kanun, 28 Kasım'da yürürlüğe girdi.

Kanunun maddeleri:

Madde 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile genel ve yerel idare ve bütün kurumlara mensup memur ve müstahdemler, Türk ulusunun giymiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da genel başlığı şapka olup, buna aykırı bir alışkanlığın devamını hükümet engeller.

Madde 2. Bu kanun yayın tarihinden itibaren geçerlidir.

Madde 3. Bu kanun Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar kurulu tarafından icra edilir

Şapka giyme mecburiyeti sivil halk icin degil, meclis azaları ve memurlar için zorunla hale getirilmiştir. Kanundan anlasildigi gibi halkin, sokaga cikarken sapka takmasi mecburi degildir, yalnizca kanuna aykiri sarik ya da fes takmamasi mecburidir.
Kılık Kıyafet Kanunu

Kıyafet kanunu ile birlikte erkeklerin kıyafetlerinde değişiklik yapılmış olup, kadınların kıyafetleriyle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.Bunun bir benzeri 1. dünya savaşından sonrasında avrupa tarafından arap yarım adasındaki özgürlüğünü kaybetmiş müslüman ülkelerde uygulanmıştır, kılık kıyafeti uygun olmayanlar modern kıyafetten mahrum oldukları için görevlendirilen zabıtalar tarafından şehirlere girişleri yasaklanmıştır, Erkeklerin ise fes ve sarık gibi başlıklardan vazgeçip şapka takmaları zorunlu hale getirilmiştir, halk bu uygulama ve kanunları kendisinin milli, manevi ve toplumsal değerlerine aykırı olması ve çağdaşlığın şapka ve kılık kıyafetle taklitçilikle yakalanamayacağı gibi sebeplerle isyan etmiştir. 6 Nisan 1925 tarihinde Diyarbakır'da Şeyh Sait İsyanı sonrasında Şark İstiklal Mahhkemeleri kurulmuştur bu mahkemeler hilafet ve saltanat yıkılmasına itiraz eden, kılık kıyafet ve şapka kanunu kabul etmememesi ve isyan çıkardığı gerekçesi ile binlerce insanı yargılamıştır.

Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Eskişehir ve Mahmudiye’ye yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i nazardan medenî insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medenî ve beynelmilel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925’te de Mahmudiye'de “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir.” dedi.

Bundan sonra, 3 Kasım 1934 'deki kıyafet kanunu ile cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı halktan alınıp yalnız -ibadethanelerde- din adamlarına verilmiştir, medrese, tekke, ve türbelerin kapatılması ve halifeliğin kaldırılması sonrasında bu ibadethabelerin idare ve gözetimide tamamen devlet tarafından gerçekleştirilmiştir.

Please Log in or Create an account to join the conversation.

  • Page:
  • 1
Time to create page: 0.132 seconds

NDK Hoş Geldin